Bundan yüzyıl önce, özgür ve egemen Türkler, Türklerin ülkesinde hâlâ bir yeri olabileceği sanılan “Arap cübbesi”ni bir an duraksamadan çıkartıp atmış;
Yüzyıllar boyu Türk ulusunun başında belâ olan hilâfetin kaldırılmasıyla Türk Cumhuriyeti, tarihin akışında lâyık olduğu temiz ve kuvvetli saygınlık düzeyini hakkıyla elde etmiştir.
Türkler, bir daha asla, Araplar gibi, bir halifenin kulları olarak anılmayacaklardır.
Türk Devrimi’nin keskin kılıcı ellerinde olarak, genç Türk kuşaklarının kendi devletlerinin başında bulunacakları gün,
Birkaç Arap’ın çağlar ötesinden güçlükle işitilen cılız “hilâfet” sesleri de lâik Türk Cumhuriyeti’nin çelik yumrukları altında ezilecek,
Türklüğün aydınlık ufkunda hiçbir yeri olmayan hilâfet düşüncesi, baş kaldırmaya cür’et ettiği tarihin karanlığına bir kez daha gömülecektir.